Kolokyum.com

Kolokyum.com tarafından Arkitera ve bendeniz hedef tahtasına konulduk. Arkitera’nın herhangi bir şekilde bu seviyesiz tartışmaya dahil olması söz konusu bile olmayacak.  Kişisel olarak vereceğim yanıtın sadece beni bağlayacağını ve bu yanıtı hazırlamak ya da yaymak için Arkitera’nın hiç bir olanağını kullanmayacağımı da öncelikle belirtmek isterim. Kurumların husumeti olamayacağını Kolokyum takımının da en kısa sürede öğrenmesini umuyorum. Ben öğrendim, öğrenmek iyidir.

Ceyhun Baskın, 31 Ocak 2009

“2008 yılının ortalarına doğru mimari çalışmalarımızı bir kenara bırakarak internet çalışmaları üzerine yoğunlaşmaya karar verdik. Biz inanıyoruz ki internet çalışmaları ve araçları daha iyi bir fiziksel çevre için önem taşımakta. Bunun yanında bizim kendi sektörümüzde internet araçlarının kullanım eksikliğini gördük ve bu tarz eksikler görerek Kolokyum.com’u hayata geçirmeye karar verdik.”

Yukarıdaki açıklama kanımca çok önemli. Kolokyum.com takımının yapmak istediğini ve o gün Arkitera’yı gördükleri yeri en iyi anlatan aslında bu açıklama. 2009 yılında Sanki Arkitera hiç yokmuş gibi düşünebilir bilmeyen birisi. Aynı açıklama yapıldığı anda Arkitera’nın sitelerinden bazılarının aylık tekil ziyaretçi sayıları ise şöyle: Arkitera.com 400.000, Arkiv 100.000, Arkitera Forum: 250.000 Bu yazının muhatapları genelde ortamda yazılanları tekil olarak yazana karşı bir arguman olarak kullanma anlayışını benimsedikleri için mümküm olduğunca bu tavrın önünü kapayacak açıklamalar yazacağım, bu da onlardan birisi: Sayıları kimseyi küçük görmek için yazmadım amacım internette mimarlar arası iletişimsizlik vardı iddiasına yanıt vermek sadece.

Ceyhun Baskın’ın 2009 başındaki yukarıdaki konuşması E-Tohum toplantısından. E-Tohum girişimcilerle yatırımcıları bir araya getirmeyi amaçlayan bir platform. Bu durumda Kolokyum.com sitesinin sahibi olan kişiler kendilerine yatırımcı arıyorlar. Peki bir yatırımcı bir projeye neden yatırım yapar? Yatırdığından daha fazlasını kazanmak için olsa gerek. Kolokyum.com yatırımcısına yatırdığından daha fazlasını nasıl kazandıracak? Sorunun muhatapları mutlaka kendilerini haklı konuma getirecek cevaplar verecekler. Belki de farklı noktalarında haklı olacaklar da. Bunlar Kolokyum.com’un yatırım arayan bir girişim projesi olarak başladığı gerçeğini değiştirmiyor. Yani Kolokyum.com’dan “para kazanmak” zorundalar…

“Para kazanmak” “haksız kazanç” “para kazanan ticari müessese” “biraz daha para kazanabilir” “reklam geliri” “ticari” … bunlar Kolokyum.com’un ana sayfasında yer alan bir kaç terim. Site kapanmadan önce Evren Başbuğ, Ceyhun Baskın, İnanç Eray ve akrabalık ilişkileri ile bağlı bir kaç isim daha Kolokyum.com’da benzer sözler (içinde bolca para geçen) sarfettiler Arkitera’ya yönelik olarak. Burada bir önceki paragrafı dikkatinize sunmam yeterli olacak herhalde.

Kolokyum.com yarışma projelerinin yayınlanmasının telif hakkı ihlali olduğunu söyleyerek sitesini kapattı. Peki ya Arkitera’ya tavrı sadece bununla sınırlı mıydı? Gerçek neden bu mu? Yoksa başka nedenler aramalı mıyız? Açıkçası sitenin kurucuları Evren Başbuğ ve Ceyhun Baskın’ın Twitter’dan uzun süredir yürüttükleri karalama kampanyası; Kolokyum.com’da yine kurucularının kaleminden yazılan karalama yazıları; Kolokyum.com’un feyk kullanıcıları Aykut İnceci ve Necmi Yılmaz aracılığıyla yaptıkları spekülasyonlar bu sitenin kurucuları hakkında iyi şeyler düşünmeme engel oluyor. Hani içine kötülük kaçan insanlar var ya çok üzülerek yazıyorum ama bence durumları bu. Umarım bu kötü tavırlarından en kısa sürede kurtulurlar.

11 yıllık Arkitera tecrübem bana şunu öğretti: Karşına birisini alarak hiç bir yere gidemiyorsun, bakınız Mimarlar Odası seçimlerinde düştüğümüz durum. Kolokyum.com takımının yaptığının bizim o gün odaya karşı yaptığımızdan ne yazık ki hiç farkı yok. Eğer Arkitera’dan daha iyi bir şey yapmak istiyorsanız bunu yapmanın tek bir yolu var Arkitera’dan iyi bir şey yapmak. Saldırarak hiç bir yere gidemezsiniz üretmelisiniz.

Yazının yukarıdaki bölümünde olayın sanıldığı kadar kısa vadeli -bir, iki yarışma yayınına bağlı- bir iş olmadığını anlatmaya çalıştım. Aşağıda ise olaya konu olan soruna cevap vermeye çalışacağım.

İdarelerden temin edilen yarışma projelerini yayınlamak suç mu? Sanıyorum sorumuz ve çeşitli boyutlarıyla tartışmamız gereken konu bu: İnanç Eray’a göre bu bir suç. Ve yine İnanç’a göre kendisinin projesini de yayınladık, yani İnanç’a karşı da suç işledik. Bu durumda ortamı bu kadar kirletene kadar neden mahkemelere suç duyurusunda bulunmadın? (Kazanabileceksem ben size karşı kişilik haklarıma zarar verdiğiniz için dava açacağım mesela.) Evren Başbuğ’a göre mimarlık ortamı bize hatta ben “baron”a karşı ayaklanmalı, sessiz kalmamalı. SMD’ler MO örgütlenmeli, onlar örgütlenemiyorsa yeniden örgütlenmeli ve Şeytan Ömer’e karşı hep birlikte taarruza geçilmeli. Evren’e de sormak lazım mimarlık ortamını örgütlemekle uğraşana kadar ortağının suç duyurusunda bulunması için neden harekete geçmedin?

Biz sorumuza dönelim. Yarışmalar Yönetmeliği’nin tarafların hak ve sorumluluklarını düzenleyen 42. maddesi şöyle diyor: “Eser sahibi yarışmaya katılmakla eserinin sergide sergilenmesini ve yarışma dolayısıyla yapılacak yayında eserinin yer almasını önceden kabul etmiş sayılır.” Bu maddeye dayanarak belediyelerden istediğimiz projeleri yayınlıyoruz. Diyelim ki İnanç projesinin yayınlanmasını istemiyor. Projenin kendisine ait olduğunu söyleyerek kapatılmasını istese zaten kapatırız. Kepez Yarışması’nda bir proje bunu talep etti ve kapattık örneğin. İnanç Eray üzüm yemek istese çözümü kolay. Bağcıyı dövmek olunca üslup ve tavır böyle oluyor herhalde.

Projelerin tümünün sergide fotoğraflarını çekerek de yayınlayabilirdik. Kapatılan sitenin kurucularından birisi bunu yazmıştı ön tartışmalarda. Bunun sakıncası olmadığını da söylemişti. Bence de bunun da sakıncası yok. İddiaları pek çok çelişkiyle dolu ama herhalde en çelişkililerinden birisi bu ifade. Madem fotoğrafları çekerek yayınlayabiliyoruz neden daha nitelikli olan orjinal çizimleri yayınlayamıyoruz? Belediyelerden siz de isteyin siz de yayınlayın bundan güzel bir şey olabilir mi? He yok yayınlanamaz diyorsanız fotoğrafları nasıl yayınlanıyor onu bir açıklayıverin.

Rekabet de bereket vardır, canlılık getirir ortama. Ama böyle çirkin rekabet olacağına ortam gelişmesin daha iyi.  Yarın sabah iş için Hamburg – Ruhr – Londra yapacaktım, sayenizde gitmiyorum; Cumartesi – Pazar Manisa jürisi için kent dışında olduğumdan oğlumu göremedim, bu akşam erken çıkıp oğlumla zaman geçirecektim, olmadı. Salı Avrupa’da olacağımdan Pazartesi Arkitera’daki arkadaşlarla toplantılar yapıp işleri yoluna koyacaktık, sinir stres derken verimsizlik had safhada idi. Sayenizde. Amacınız bana zarar vermekse başardığınızı söylemeliyim. Bu da geçer nasılsa…

Sizleri 5 günlük site kapamanızla başbaşa bırakıyorum.

Nice Arkitera takıntılı günlerinize. Unutmayın kötülük kötülük doğurur.

Yorum yapın