Bir Günlük Gezi: Atina & Yeni Akropolis Müzesi

Marmaray geçtiğimiz hafta görkemli bir törenle açıldı. Avrupa ve Asya tarafındaki demiryollarının rehabilitasyonu süresince Ayrılık Çeşmesi, Üsküdar, Sirkeci, Yenikapı ve Kazlıçeşme istasyonlarında hizmet verecek. Bu istasyonlardan Sirkeci henüz açılmadı, istasyonun bugünlerde tamamlanarak hizmete girmesi bekleniyor.

Ayrılık Çeşmesi, Yenikapı ve Üsküdar istasyonları ile çevrelerindeki kentsel düzenlemeler her birisi için ayrıntılı birer özel haberi hak ediyor. Bu kısa haberin konusu ise Yenikapı. Aslında Yenikapı istasyonuna benzerliği ile dikkat çeken ve 2009’da açılan Akropolis Müzesi, biraz da Atina’dan güncel fotoğraflar.

Yeni Akropolis Müzesi
Osmanlı’nın Yunanistan’ı kaybetmesinin ardından ilk kez 1865’te kurulan Akropolis Müzesi o yıllarda 800m2. Akropolis kazılarında çıkanların müzeye yetersiz gelmesi nedeniyle 1888’de ikinci bir müze kuruluyor. 1946-47’de bir genişleme daha yapılıyor.

Yeni müze fikri 1976’da Konstantin Karamanlis tarafından ortaya atılıyor. Bugünkü yeni yapının yeri de o günden belirleniyor aslında.

1976 ve 1979’da yeni müze tasarımını elde etmek için başarısız yarışma tecrübeleri yaşanıyor.

1989 yılında Yunanistan’ın ilk sosyalist hükümetinin Kültür Bakanı Melina Mercouri British Museum’daki eserlerin Yunanistan’a geri getirilmesini sağlamayı da hedefleyen bir yarışmanın daha açılmasını sağlıyor. Bu yarışma ise inşaatın yapılacağı Makriyianni’de Arkaik dönemden Erken Hristiyan’a uzanan bir aralıktaki keşifler nedeniyle iptal edildi.

2000 yılında AB direktiflerine uygun yapılan ihale ile Bernard Tschumi & Michael Photiadis ortaklığı projeyi hazırlama görevini üstlendi. Ve inşaat 2007’de tamamlandı.

Yeni Akropolis Müzesi 14.000’i sergileme olmak üzere toplam 25.000m2’lik alanıyla eski müzeden 10 kez daha büyük.

Restorasyon çalışmalarının çeşitli noktalarda devam ettiği Akropol’den Yeni Akropol Müzesi’ne 15 dakikada yürünebiliyor. Daha girişteki kalıntılar ve tasarım ziyaretçiyi etkiliyor. Müzeye karşı İçeri girer girmez ve dolaşırken en dikkat çekici olan onlarca, irili ufaklı çocuğun rehberler eşliğinde müzeyi geziyor olması. Müze içinde pek çok noktada fotoğraf çekilmesine kısıtlama getirilmiş durumda, bu nedenle içerden az sayıda fotoğraf görebileceksiniz. Google Glass yaygın hale geldikten sonra bu tür yasaklar herhalde geçersiz kalacak.

Müzenin basit kurgusu, malzemelerdeki yalınlık ve mekânsal boşluklar ziyaretçiyi mutlu ediyor. Dolaşım ve yapının algılanması ve işaretlemeler beklentileri karşılıyor.

Yenikapı Müzesi yarışmasının artık tamamen unutulduğu günümüzde komşudan kısa bir hatırlatma.

Yorum yapın